<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Öykü Sığınağı</title>
	<atom:link href="http://oykusiginagi.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://oykusiginagi.wordpress.com</link>
	<description>Just another WordPress.com weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 20:16:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='oykusiginagi.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Öykü Sığınağı</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://oykusiginagi.wordpress.com/osd.xml" title="Öykü Sığınağı" />
	<atom:link rel='hub' href='http://oykusiginagi.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Raşit Emmi Uçar mı?</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/07/12/270/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/07/12/270/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 07:37:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Raşit Emmi Uçar mı?&#8221; Öykü Tiyatrosu çalışmasında&#8230;<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=270&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<a href="http://www.dailymotion.com/video/xdzvjj_oyku-tiyatrosu-10-07-2010_creation">Raşit Emmi Uçar mı?&#8221; Öykü Tiyatrosu çalışmasında&#8230;</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/270/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/270/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/270/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=270&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/07/12/270/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Suzan Gelmez</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/05/13/suzan-gelmez/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/05/13/suzan-gelmez/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 19:19:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=266</guid>
		<description><![CDATA[Bazı insanları özellikle beklersiniz. Bazen gelmeyeceklerini bile bile beklersiniz. …. Her yanımızı disko parçalarının topa tuttuğu bir tatil beldesinde motel işletiyordum, bir vakit. Artık ortama inat olsun diye miydi yoksa neden, bir türkü  diski koymuştum  sete…  Durmadan kaşık havası dinliyordum. Arada bir  r tahta kaşıkları veriyordum resepsiyondaki oğlanın eline  o çalarken ben oynuyordum. Ayakta terlikler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=266&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/05/suzan-gelmez.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-267" title="Suzan Gelmez" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/05/suzan-gelmez.jpg?w=510&#038;h=815" alt="" width="510" height="815" /></a></p>
<p>Bazı insanları özellikle beklersiniz. Bazen gelmeyeceklerini bile bile beklersiniz.</p>
<p>….</p>
<p>Her yanımızı disko parçalarının topa tuttuğu bir tatil beldesinde motel işletiyordum, bir vakit. Artık ortama inat olsun diye miydi yoksa neden, bir türkü  diski koymuştum  sete…  Durmadan kaşık havası dinliyordum.</p>
<p>Arada bir  r tahta kaşıkları veriyordum resepsiyondaki oğlanın eline  o çalarken ben oynuyordum.</p>
<p>Ayakta terlikler ve üstümde şortla evet… Epey de gülünç görünüyordum  ama neyleyim?.. içime bir satır memleket havası çekiyordum işte ben de öylece… Bir de parmaklarımın arasında,  sarımsı zehriyle tütün yanığı tutarken…</p>
<p>“Sarı” demişken…</p>
<p>Sarı demişken gene aklıma öğleden sonrasının bekleyişleri geldi.</p>
<p>Şimdi… Bilenler bilir. Akdeniz  kıyısında güneş öğle vakti pek tatsızdır. Bütün renkleri ezer geçer. Gölgesiz, zulasız bir şiddetle  vurur insanın tepesine.</p>
<p>Ama öğleden sonra… Onun da öfkesi diner… Doğrusu dermanı da kalmaz ama elbet delikanlılığa halel getirmeden usulca Beydağları’nın üstündeki sedirine doğru kaykılır.</p>
<p>Ben…</p>
<p>Ben işte öyle  tütün acısı, iptilâ sarısı bir vakit de gördüm onu ilk kez.</p>
<p>Yutkundum… Yutkundum çünkü…  Çünkü “Allah!” diye haykırabilirdim… Çünkü…</p>
<p>Saçları uzun ve düzdü, sarıydı. Yüzü biraz uzun ama yuvarlak hatlıydı. Belki bundan öyle çocukça görünüyordu.</p>
<p>Saçları omuzlarının üstünden akıveriyor gibiydi. Elleri gün yanığı idi…</p>
<p>Yumruklarımı sıkmışım… resepsiyondaki oğlan kavga edeceğim sanmış… Sigaranın filtresini çiğnemişim. “Ben çıkıyorum!” deyip savruldum… Gözlerimi yere eğip geçtim masalarının yanından ama… Göz kıyımda bir tebessüm takıldı kaldı…</p>
<p>Ne kadar yürüdüm, bilmiyorum… Neden o kadar etkilenmiştim, onu da bilmiyordum ama… Bir  bakış, kuş olup da omzunuza konar mı? Veya bir el gibi kalbinizin üstünde kök salar mı? İşte ben bu sorular kafamda deli kırlangıçlar gibi birbirini kovalarken yürüyordum.</p>
<p>Bir müddet iskeleden ayaklarımı sarkıtıp oturdum. Gözlerim suyun derinleşen maviliğinde dinlendi. Biraz kendime gelir gibi oldum.</p>
<p>….</p>
<p>Aslında bana söylemişti arkadaşlar. “Yolu yol değil bunun..” demişlerdi.</p>
<p>Ne kimsenin yolunu kınayacak halim vardı ne de mecalim. Tamam benim motelde kalmasına izin vermezdim ama…</p>
<p>Ne yalan söyleyeyim, gözlerimi ondan alamıyordum, motele yemeğe geldiğinde… Tebessümü çevresini aydınlatıyordu sanki&#8230;</p>
<p>Öbür yandan… Utanıyordum galiba?</p>
<p> Belki arkadaşlar bilseler dalga geçerlerdi benimle… “Utanacak başka kimse bulamadın mı?” derlerdi. Onlara  diyebilir miydim  ki benim onu nasıl   gördüğümü, nasıl bildiğimi?..</p>
<p>Gülüşündeki sıcaklık, hep  sınırı kollayan bir  kısık bakış…  Bir yerden ileri gitmemek&#8230; Yerini bilmek, haddini bilmek…</p>
<p>Öyle bir ağırlık seziyordum  işte tebessümünde.  O yüzden konduramıyordum işinin karanlığını, çirkinliğini, eziciliğini, onun kişiliğine… Bu arada adı Suzan’dı…</p>
<p>Yanında bir herif geziyordu. Herif  feci umursamaz ve  it görünüyordu. Hawaii bir gömlek , şort ve parmak arası terlik giyiyordu. Kıvırcık uzun saçları, top sakalı ve it görünümünü iyice lekeleyen güneş gözlükleri vardı.</p>
<p>Bazen…</p>
<p> Ağzının kenarında,  omuzlarında, boynunda çürükler görürdüm… O herifin yaptığını bilirdim. O tipler hep yapar. O tipler hayatı mıncıklar, ezer, ellerinin  yağlı çamuruyla lekeler, sonra çöpe atar. Elim cebimdeki kelebeğe gidiyordu, o herifi ne zaman görsem…</p>
<p>İnce yüzüme,  elimdeki kitabıma bakanlar için ben, şehir yaşantısını tepmiş bir akademisyen veya erken emekli bir iş adamı gibi görünebilirdim.  Göremedikleri,  çakal kılıklı adamları fark edince uzayan, ruhumun kurt dişleriydi. Eğer o herifi, o kadına bir kere vururken görsem… Kelebeği cebimden çıkarmamla boğazını kesmem bir olurdu herhalde… Acır mıydım? Tereddüt eder miydim? Hiç sanmıyorum… İnsanın savaşırken değil de savaşmamak için kendini tutabildiği kadar güçlü olduğunu ben Suzan’la o çakalı beraber görüp de olay çıkarmadığımda anladım.</p>
<p>Bakışlarım, Suzan’ın omzunun üstünden gidiyordu. Hayır bir öpüş iması bile ezer geçerdi beni! Buna  izin veremezdim…</p>
<p>Bir gün geldi yanıma. Küçük gördüğüm için değil,  imin palamarları çözülmesin diye  zincirleyip tebessümümü karşıladım onu.</p>
<p>-          Merhaba ağabey…</p>
<p>Erkeklerin nezaket mesafesini  paralarıyla çiğneyip, saygıyı ayaklar altına alabilmek için kullandıkları bir kadının, bir erkeğe sunabileceği  en büyük saygı ifadesiydi  bu… Beni diğerleriyle aynı yere koymadığını gösteriyordu.</p>
<p>-          Merhaba… Hoş geldin…</p>
<p>Bu “Hoş geldin” belki lâfın gelişi söylenmiş gibiydi ama öyle değildi. Çünkü  hakikaten içimi ışıtmıştı gelişi… Mutfakta ekmek kesen,  çiçeklerini sulayan haliyle gelmişti… Ne iyi etmişti…</p>
<p>Gözlerime bakmaktan çekinerek  ellerini nereye koyacağını bilemeden:</p>
<p>-          Ağabey, benim biraz param var da…</p>
<p>-          …? Yani?</p>
<p>-          Abi benim birikmiş biraz param var… Kızım için… Okutuyorum ben onu… Onu.. Parayı yani… Benim için saklar mısın?</p>
<p>Ne diyeceğimi şaşırmıştım.</p>
<p>-Ama…  yani… Sen beni hiç tanımıyorsun ki… Nereden biliyorsun, nasıl bir adam olduğumu? Ya itin tekiysem? Paranı yersem?</p>
<p>Böyle sorunca güldü. Bakışları gene yerdeyken güldü ama sonra…. Gözlerini gözlerime diktiğinde, neyin ne olduğunu anlayıp da rıza gösteren bir kadının çelik gibi iradesinin ışıltısı çarptı beni.</p>
<p>-          Sen… İyi bir adamsın… Ben bilirim… İnsan sarrafı olmuşuz bu güne bu gün…</p>
<p>-          Ya iyi diyorsun da… Sağol yani ama başka kimsen yok mu senin? Yani…</p>
<p>-          Haaa! O iti diyon sen! O anca para yer ağabey. Onun için sakla diyorum parayı… Sen alıp saklamazsan o yiyecek parayı… Onu kıza yollayacaktım ben… Kızım, okuyor benim… Bende durursa… O… Yer parayı…</p>
<p>-          Ya şimdi…</p>
<p>Ne diye tereddüt ettim hakikaten bilmiyorum. Belki, “bana bulaşmasın…”  türü bir çiğlikti o an ettiğim ki   bakışlarının yere çakılıp başını salladığı an “ Ben yerimi bilmeliydim…” dediğini anladım ama neye yarar?</p>
<p>Bir özür bile dileyemedim. Başı yerde sessizce döndü arkasını, gitti.</p>
<p>Elimde cigara, bir kaç gün oturdum yerimde, kıpırdamadan, ondan sonra… Motele temeğe de gelmediler. Kimseye de soramıyordum haliyle nereye gidip neler yaptığını.</p>
<p>Bir akşamüstü fena darlandım, artık… “Ben çıkıyorum!” deyip sahile doğru savuştum. Belki gene iskeleye gidip ayağımı suya sarkıtır, mavilik içip sarhoş olurdum. Bir zamandır biradan bile uzak duruyordum, çünkü aklımın bulanmasını istemiyordum. Çünkü… Aslında belki… Ne karışıktır bu işler Allah’ım! Gidip neler yapmaz ki insan zincirlerinden kurtulunca… </p>
<p> Baktım, iskelede bir kadın oturuyor, yalnız. Daha yanına varmadan anladım! Oydu… içimden bir ses “  Bas geri! Sana mı kaldı alemin karısı,  bir orta malıyla uğraşmak! Sen iş güç sahibi bir adamsın!” diyordu…  Gözümün önüne parasıyla… Offf! Sağa, sola bakmadan yürüdüm, vardım  oraya, yekten oturdum yanına.  Bu sefer gülümseyerek:</p>
<p>-          Merhaba! Yoksun kaç gündür? Merak ettim…</p>
<p>-          ….</p>
<p>-          Küstün mü sen bana… Ya kusura bakma o gün şey yapamadım…</p>
<p>Gene sustu, yüzüme bakmıyordu, bir türlü.  Ağaladı, ağlayacak  bir suskunluk gölleniyordu herhalde içinde ki… Dayanamadım ilk defa dokundum ona… Çenesinden tutup, yüzünü hafifçe kendime çevirdim…  Yüzünün sol yarısı mosmordu! Hadi diyelim iyileşmeye yüz tutmuştu da bir kısmı sararmıştı.</p>
<p>-          Dövdü… Dövdü abi beni…</p>
<p>-          Ne diyorsun Suzan?!</p>
<p>Ona ilk defa adıyla hitap etmemden mahcup oldu… Gözlerinden iki damla yaş süzüldü, gülümsedi… Gün yanığı elleriyle  gözyaşlarını sildi.</p>
<p>-          Parayı sakladığım yeri bulmuş… “Kıza yollayacağım.. Ben sana gene veririm, kurban olayım, dokunma o paraya!” dedim, dinlemedi… Kaç gündür işe de çıkamıyorum, baksana… kıza para yollamam lâzımdı…</p>
<p>-          Ben borç veririm sana… merak etme… ödersin sonra…</p>
<p>-          Sağol abi… Biliyor musun?</p>
<p>Sözünü bitirmeden bir müddet durdu… Aniden kalkmaya  davrandı. Tuttum kolumdan oturttum, itiraz etmedi.  Otururken baktım… Aslında kendisi de istiyordu yanımda kalmayı. Bu sefer yüzünü skalmadı benden… Gözyaşlarını sildi tekrar Hiç beklemediğim bir cesaretle gözlerini gözlerime dikti.</p>
<p>-          Biliyor musun?</p>
<p>-          Neyi Suzan?</p>
<p>-          Ben sana vuruldum…</p>
<p> “Ya ben sana?” dememek için kendimi nasıl tuttuğumu bir Allah bilir, bir de ben.. Belki içmiş olsaydım.. Oracıkta söylerdim bunu…</p>
<p>….</p>
<p>İhtiyacı olan parayı verdim. Çok geçmeden ödedi.   Kırgınlık yoktu yüzünde, borcun öderken. Sözünde durmanın memnuniyeti, bir de derin, bir şeyleri paylaşmanın sükûneti…  Bundan fazlasını paylaşabilir miydik ki? Birbirine vurgun, naçar iki yürek alıp bağrımıza, o yazı bitirdik.</p>
<p>Afşar ÇELİK</p>
<p>13/05/2010</p>
<p>VAN</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/266/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/266/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/266/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/266/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/266/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/266/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/266/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/266/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/266/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/266/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/266/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/266/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/266/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/266/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=266&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/05/13/suzan-gelmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/05/suzan-gelmez.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Suzan Gelmez</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/04/06/259/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/04/06/259/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 21:10:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=259&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/04/bilmeyeceksin.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-258" title="bilmeyeceksin" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/04/bilmeyeceksin.jpg?w=510" alt=""   /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/259/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=259&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/04/06/259/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/04/bilmeyeceksin.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bilmeyeceksin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nazlı</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/02/11/nazli/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/02/11/nazli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 15:45:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[  Değişmeyen bir yağış gibiydi sokaklarında hayat. Beyaz avucuna dayamıştı yanağını. Kâkülleri dağılmıştı. Annesi hâlâ ısrarla toplamaya çalışırdı kâküllerini. Oysa severdi bu dağınıklığı. Gelin olmayı hayal eden o küçük kızı hatırlatıyorlardı çünkü. …. -          Ayol sorma.. Korkuyorum sonu babası gibi olacak diye… -          Ay anam sorma, sorma… Nedret de geçen gün diyordu… -          Ne diyordu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=250&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/02/scanned-at-2-11-2010-17-39.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-251" title="Scanned at 2-11-2010 17-39" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/02/scanned-at-2-11-2010-17-39.jpg?w=510&#038;h=725" alt="" width="510" height="725" /></a> </p>
<p>Değişmeyen bir yağış gibiydi sokaklarında hayat.</p>
<p>Beyaz avucuna dayamıştı yanağını. Kâkülleri dağılmıştı. Annesi hâlâ ısrarla toplamaya çalışırdı kâküllerini. Oysa severdi bu dağınıklığı.</p>
<p>Gelin olmayı hayal eden o küçük kızı hatırlatıyorlardı çünkü.</p>
<p>….</p>
<p>-          Ayol sorma.. Korkuyorum sonu babası gibi olacak diye…</p>
<p>-          Ay anam sorma, sorma… Nedret de geçen gün diyordu…</p>
<p>-          Ne diyordu kız?</p>
<p>-          Vay senin efendi sokaklara düşmüş de bakamamışsın ondan tımarhaneye tıkmışlarmış da…</p>
<p>-          Dilleri kurusun inşallah! Müzevir kokoş! Kız ben hem çalışıp hem çocuklarıma bakmamış mıyım?</p>
<p>-          Bakmaz mısın anam, bakmaz mısın! Bu çocukların üstündeki hakkın ödenir mi? Asıl kendine baksın o kokoş! Eve  adam alıyor diyorlar, abalı günahları boyunlarına!</p>
<p>-          Aman! Elin aşüftesinin hesabını biz mi tutacağız? Az börek daha alır mısın?</p>
<p>-          Vallahi güzel olmuş, ne yalan söyleyeyim? Ondan sonra alıyoruz kiloları…</p>
<p>-          Kızım seni beğenen beğenmiş.. Ya biz ne yapalım bu yaştan sonra herifsiz, erkeksiz? Allah’tan  ikisini uçurduk yuvadan.. Bir şu kız kaldı… Hayırlısıyla bir kısmeti çıkaydı…</p>
<p>-          Çıkmaz mı kız!? Anası gibi maşallah!</p>
<p>-          Ama sorma, sorma.. Kimseleri beğenmiyor… Okumadı da… Nesine beğenmiyor, anlamıyorum ki…</p>
<p>-          Merak etme, onun da aklı başına gelir…</p>
<p>-          Aman! Ben öldükten sonra mı? Hey ya Rabbi’m, hayırlısıyla şunun da bir mürüvvetini göreydim!</p>
<p>-          İnşallah, inşallah!</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>Eskiden kızıyordu işittiklerine. İşitmesi için yükseltiyorlardı seslerini Müzeyyen Teyze ile anası… Artık gülüp geçiyordu. Bir… Babası aklına gelince içi burkuluyordu.</p>
<p>Babası… Mavi gözleri boşluğa bakan babası…</p>
<p>Yüzünde ümitlerin bitkinliği yatan solgun babası… Elleri bir deri bir kemik, kır sakalları yorgun babası…</p>
<p>O küçük bir kızken… Ne çok severdi babasının gözlerine bakmayı. O gözler öğleyin bulutsuz gök gibi mavvi, akşamüstleri  derin göller gibi lacivert bakarlardı. Ne yakışıklıydı! Üstü yağlı gri tulumuyla, bahçe kapısından girerken bütün dünyayı doldurur gibi yürürdü. Ne güçlüydü! Bir kuş gibi kaldırıverirdi kendisini.</p>
<p>Hastanede.. Tanımayıp da silikçe hatırlar gibi baktığında kızına, kemikli elleriyle okşarken yüzünü gene o gres kokusunu almıştı sanki babasının teninden. Neşeli günlerin esintisiyle bir mutluluk nemlendirmişti gözlerini.</p>
<p>“Bilirim sen beni unutmazsın babacığım…”</p>
<p>Bahçenin önünden bir genç geçti.</p>
<p>Bir an bakıp da geçti.</p>
<p>Yerinden fırladı nazlı hemen sonra oturdu, kaldı. “Burada olamaz!”</p>
<p>Babasını ziyarete gittiğinde görmüştü onu. O da bir şeyleri hatırlamak ister gibi seyretmişti kendisini.</p>
<p>Emin değildi ama onun da mavi gözleri vardı sanki…</p>
<p>Adını öğrenememişti… Nedense aklına bir ad takılmıştı. “Kudret” demek geliyordu içinden ona. Bir hastanede, bazen elleri bağlı, bazen bir odaya tıkılı  kalan birine  uygun muydu bu isim?</p>
<p>Nasıl babasının, herkesinin boş sandığı bakışlarında hâlâ çocukluğunun aksini görüyorsa onun bakışlarında da…</p>
<p>Ne görüyordu sahi? Çarşıda üzerine sümük gibi yapışan erkek bakışlarından farklı ne görüyordu?</p>
<p>Gözlerinde arzunun geçici kıvılcımlarından gayrı hayat belirtisi olmazdı çoğunun. Hepsi yaşamaya çalışan leşler gibiydiler onun gözünde…</p>
<p>Kudret, öyle bakmıyordu ama… Kudret, görmeyi öğrenen bir çocuk gibi bakıyordu. Kudret, gözlerine yıldız doldurmaya çalışan bir çocuk gibi bakıyordu.</p>
<p>Kudret, dalgaların mavisini kucaklamaya çalışan bir çocuk gibi bakıyordu. Bir çocuk gibi…</p>
<p>Kudret’in gözlerinde bir anlam buluyordu ki bu Nazlı’yı ürpertiyordu. Onun kendisine baktığını ilk fark ettiğinde… Yüzü kıpkırmızı olmuştu Nazlı’nın. Sanki o güne kadar güzel olduğunun hiç farkına varmamıştı.</p>
<p>Kocalarının kendilerine bakmaktan vazgeçtikleri kadınların kırgınlığı hatırlamıştı, ister istemez. Gözlerini karılarının teninden çeken erkeklerin bıkkınlığını görmüş, midesi bulanmıştı. Kendisine evlenmesini söyleyip duran ablasının,  boşa giden tebessümlerini görmemek için başını çevirirdi hep. Eniştesinin,  bir hafiflikle  eline konan karısın eline nasıl baktığını görmemeye çalışırdı.</p>
<p>İşte bundan… Her hafta daha heyecanlı gider olmuştu hastaneye. Annesi duysa kim bilir nasıl söylenirdi? Muhtemelen “ Bir  hasta yetmedi ya başımıza?! Allah’ın sen mukayyet ol aklıma! Sen akıl, fikir ve şu şaşkın kıza!” derdi…</p>
<p>Bazen… Kudret’le konuştuğunu hayal eder, hayalinden utanırdı. “N’olur bak bana, yalnızca bak.. Uzun uzun bak… Hiç görmemiş gibi bak…” diyesi geliyordu. O istemezse dokunmazdı bile Kudret,  biliyordu. Nereden bildiğini bilmiyordu ama işte, biliyordu…</p>
<p>Kim bilir, belki Kudret’i iyileştirirdi bile?!</p>
<p>“ İyileşir misin Kudret? Bana bakmakla… Sana bakmamla…”</p>
<p>….</p>
<p>-          Allah bu kıza akıl fikir versin anam, ne diyeyim?</p>
<p>-          Amin,amin, cümlemizinkine! Hepsinin aklı bir karış havada bu zamanenin!</p>
<p>-          Ben biliyorum bunun derdini anam! “Aşk evliliği” yapmak istiyor bu!</p>
<p>-          Ayol, aşkı kim kaybetmiş de bu bulacakmış? Hayırlı bir kısmet bul, çocuğunu doğurur, ocağını tüttür değil mi canım?</p>
<p>-          Öyle tabii de nasıl anlatacaksın buna?</p>
<p>-          Bak senin büyük kıza! Ne güzel gitti evlendi zengin adamla…</p>
<p>-          Aaaa öyle deme şekerim! Onun kendi işi de var! Bu gün istese herife tekmeyi basar, kendi hayatını yaşar!</p>
<p>-          Yaşar vallahi! Helal olsun ona! Ah darısı bizim kızın başına! Bir okusa, ekmeğini eline alsa…</p>
<p>-          Alır anam, alır, cin gibi senin kız, maşallah!</p>
<p>-          Ah ah! İnşallah anacığım, inşallah!</p>
<p>-          Geçen ne diyor bana, biliyor musun?</p>
<p>-          Ne dedi?</p>
<p>-          Eniştesi, ablasını aldatıyormuş! Öyle olduktan sonra evlenmenin ne manası varmış?</p>
<p>-          Yahu erkeğin aldatmayanı da mı varmış? Evini geçindiriyor mu sen ona bak! Dizini kırıp kocanın dibine oturacaksın! Ay ne ne zannediyor bu çocuklar dünyayı?</p>
<p>-          Amaaan, ne bileyim?! Vallahi içim bulandı artık! Birer kahve daha içer miyiz?</p>
<p>-          Vallahi zahmet olacak ama.. Yap da bir fal açalım…</p>
<p>-          Doğru söylüyorsun azıcık ferahlayalım ayol!</p>
<p>….</p>
<p>Sokağın akışı yavaşlamıştı. Sokak lâmbaları mahmurca parıldadılar. Sokak kapınsın tıkırtısından anladı komşunun gittiğini.</p>
<p>Gözlerini kapattı, babasının gözlerini düşündü, ferahladı.</p>
<p>Başını eğdi, pencerenin yanındaki saz yastığın kenarına yüzünü yasladı. Sevdiği birinin dizine yaslar gibi yasladı…</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/250/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=250&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/02/11/nazli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/02/scanned-at-2-11-2010-17-39.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Scanned at 2-11-2010 17-39</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kudret</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/02/05/kudret/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/02/05/kudret/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 15:38:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=244</guid>
		<description><![CDATA[Bazı sabahlar gökyüzü daha bulutlu olur. O sabahlar bilincimin çevresi  kuru kurşun tozlarıyla  doludur. Kuru kurşun ne demektir tam bilmiyorum ama… Ağzımın içini kurutan bir griliği tekrar tekrar kusuyorum. Bir kız var ziyarete geliyor.  Bir ihtiyarı ziyarete geliyor. İhtiyar öldü ölecek bir sıska adam. Kafasında saçlar, kuru otlar gibi  her yana savrulmuş, yıkılmış, kalmış… Ben [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=244&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/02/scanned-at-2-5-2010-17-34.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-245" title="Scanned at 2-5-2010 17-34" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/02/scanned-at-2-5-2010-17-34.jpg?w=510" alt=""   /></a></p>
<p>Bazı sabahlar gökyüzü daha bulutlu olur.</p>
<p>O sabahlar bilincimin çevresi  kuru kurşun tozlarıyla  doludur. Kuru kurşun ne demektir tam bilmiyorum ama… Ağzımın içini kurutan bir griliği tekrar tekrar kusuyorum.</p>
<p>Bir kız var ziyarete geliyor.  Bir ihtiyarı ziyarete geliyor. İhtiyar öldü ölecek bir sıska adam. Kafasında saçlar, kuru otlar gibi  her yana savrulmuş, yıkılmış, kalmış…</p>
<p>Ben o kızla konuşmak istiyorum. Adının ne olduğunu da bilmiyorum ama konuşmak istiyorum. Adına Nazlı diyesim geliyor. Neden öyle diyesim geliyor, onu da bilmiyorum, öyle diyesim geliyor.</p>
<p>Ama yok… onunla ilgili düşündüklerim… Söylenmez şimdi…</p>
<p>İki milyar üç yüz elli iki milyon üç yüz elli iki bin üç yüz elli iki kere dolaşılmış bir galaktik yörünge düzleminin kara deliğe yakalanma ihtimali… Evet ve beynimizin düşüncelerinde bir  indirgemecilik eğilimi…</p>
<p>Bu durumda varoluşun bir karekökü olabilir mi?</p>
<p>Ben… Onu düşünmekten utanıyorum… Düşününce çünkü… Düşüncelerim tenine değiyor gibi oluyor…</p>
<p>Ayaklarım yerden kesiliyor ve galaksinin köşesinde bekleyen hain kara deliğin ışığı yutuşu gibi bir ayıp üzerime çörekleniyor.</p>
<p>Zaten üzerime bir o çöreklenmiyor.</p>
<p>Gece olunca … Karanlık bütün isimleri yutarak bana geliyor.</p>
<p>İsimleri yutmak ne demek açıklayamam.. Çünkü o zaman bütün yüzler birbirine benziyor. Siyah gözlüklerinin bile gizleyemediği, kısa hançerler gibi çekik gözleriyle, siyah elbiseli  Japonlar, bahçeden sökün ediyor. Hayır tek bir ağaç gölgesinden çıksalar belki oyunumun lazer topuyla hepsini  indiririm.. Ama engelleri aşıp geliyorlar. Sırtlarından kılıçlar çıkarıyorlar.</p>
<p>Beni istiyorlar biliyorum. Çünkü onların firmasına rakip bir program yazdım. Evreni ters döndürecek bir program yazdım!</p>
<p>Bakkal Ahmet Amca’nın dükkânının önünden ne zamandır geçemiyorum, ona çok borcum vardı, acaba annem ödemiş midir? Ya o? Annemden saklı bira içtiğimi ona söylemiş midir? Bunu düşününce daha da korkuyorum. Hayır elbette annem öfkeli biri değildir.</p>
<p>Biliyorum, benim iyiliğimi istiyor. Sırf onun için odamdaki Bruce Lee posterlerini kaldırdı, sırf, korkmayayım diye… Sırf… Sırf niye hakikaten? Yoksa aslında Bruce Lee’yi mi sevmiyordu? Halbuki ben Bruce Lee seyredince korkum geçiyor. O zaman eli kılıçlı Japon’lardan korkmuyorum! Bir filminde kılıçlı adamı çıplak elleriyle yenmişti. Ben de yapabilirim, biliyorum!</p>
<p>Ama… Hemşireler beni bırakmıyor. Halbuki hiçbirine zarar vermedim. Aslında hepsini seviyorum. Tombul Necla abla çok neşeli… Sıska Burcu biraz hesaplı ama gene de iyi sayılır. Bücür Nergiz çok havalı… Ben Nazlı’yı hep bir hemşire olarak hayal ediyorum… Ha! Unutmadan söyleyeyim, onu hemşire olarak hayal edince de korkum biraz geçiyor.</p>
<p>Onu düşününce… Sanki başımı dizlerine koyuyorum.. O beyaz elbisesiyle beni koruyor.. O beyaz giyince gecenin karası kenarda duruyor. Gecenin karası kenarda durunca Japon’lar da geride duruyor.</p>
<p>Ben hep geride kaldım aslında… Bütün fizik sorularını doğru yaptım ÖSS’de… ÖSS bir Japon gizli örgütü gibi göründü nedense? Japon’lar kötü insanlar değiller elbette ama.. Mutlaka biri benim uzay projemi duymuş olmalı! Biri mutlaka Galaksiyi ters döndürecek algoritmayı yazdığımı duymuş olmalı! Basri söylemiştir garanti! Ağzında bakla ıslanmaz zaten onun! Ya, sana ne arkadaşım, benim astrofizik kuramlarımdan?! Git kız tavla, tavla, okey oyna!</p>
<p>Ben sana soruyor muyum, eski Bentderesi’nde ne yapıyorsun diye?</p>
<p>Gökyüzüne seksen sekiz bininci kere baktım. Sanırım yıldızlardan biri kaymış! Bu garanti Japon’ların işidir! Eminim şu anda da beni dinliyorlardır. Eş rezonans eğrileri kuramımı çaldıkları yetmiyor gibi bir de düşüncelerime sondaj yapıyorlar! İki kere beş bin altı yüz elli iki! İşte bu! İşte görünmeden  hava sahamızdan nasıl geçtiklerinin sırrı bu! Yoksa bizim kahraman pilotlarımız onları yere sererdi! Ama Sparow füzeleri artık eskidi! Ve işin kötüsü, bunu Japon’lar da biliyor!</p>
<p>Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı, Nazlı burada olsaydı…</p>
<p>Merak etme Nazlı, adını saklıyorum… Adını bilmelerine imkân yok! O kılıçlarla doğrasalar da beni, adını söylemeyeceğim onlara. Beni nasıl iyileştirdiğini söylemeyeceğim!</p>
<p>Ah! Gene o karanlık oyuyor beynimi. Burgu gibi bir karanlık bu! Çaresizim. Ah! Başım nasıl ağrıyor! Belki Japonlar beni baş ağrılarımdan kurtarmak için geliyorlardır? Belki.. Kafamı kestiklerinde başımın ağrısı geçer? Elbette geçer! Bilincim kesintisiz olduğuna göre?</p>
<p>Gene de… Ahhh! Nasıl ağrıyor başım nasıl! Bu gece kim nöbetçi? Necla abla olsa bana istediğim kadar ağrı kesici verirdi. Ahh bu baş ağrısı! Beynim.. Aaaah  karanlık işte ben böyle zayıfladığımda giriyor  kafamın içine.. Beynimin bütün kıvrımlarını zift gibi dolduruyor! Düşüncelerimi boğuyor! Bütün adları kaybediyorum… Konuşmak isti.. Konuş… Ko…</p>
<p>Nazlı, Nazlı, Nazlı, Nazlı, Nazlı…</p>
<p>Bü… keli… ben… ne… All… ?</p>
<p>Kapı hızla açıldı.. Hemşire bankosunun  eskimiş sarı ışığı açık kapıdan odaya doldu. Hemşire, pijamasının yakasını açtı,  bir sakinleştirici iğne yaptı.</p>
<p>-          Senin bu baş ağrın, ah senin bu baş ağrın Kudret! Kim o kız bir bilsem… Eversek de kurtulsak mı senden nedir, bilmem ki?</p>
<p>“ Necla ablaymış… Çok tatlı kadınsın sen Necla abla.. Bak… kelimeler geri döndü.. gerçi buharlaşıyorlar gibi amma…”</p>
<p>….</p>
<p>Gözünün önünden beyaz bir kız tebessümü geçti, ayakları bir kere daha yerden kesildi… Sanki beyaz bir kızın dizlerinde yatıyordu…</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/244/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/244/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/244/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=244&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2010/02/05/kudret/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2010/02/scanned-at-2-5-2010-17-34.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Scanned at 2-5-2010 17-34</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kırk Birinci Hikâye</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/25/kirk-birinci-hikaye/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/25/kirk-birinci-hikaye/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 12:33:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=240</guid>
		<description><![CDATA[Ümmü, konuşmadı bir müddet. Avuçlarının içindeki soğuk eli öpüp alnına koydu. “Kim anlatıcek gari bana onu Hatça’m, bacım, ahretliğim? Kim anlatıverecek gari onun hikayelerini bana?” Tüfek takırtısı bir  ses bölüverdi suskunluğunu.  Görmeden bilivermiş gibi yüreği hop etti. …. On beşinde vardı, yoktu. Hocaların  Basri ağılı basıp da davarları yağmalamaya yeltendiğinde, Basri’nin karnını saçmayla doldurduğunda. Susardı, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=240&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-25-2009-14-28.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-241" title="Scanned at 11-25-2009 14-28" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-25-2009-14-28.jpg?w=510&#038;h=374" alt="" width="510" height="374" /></a>Ümmü, konuşmadı bir müddet. Avuçlarının içindeki soğuk eli öpüp alnına koydu. “Kim anlatıcek gari bana onu Hatça’m, bacım, ahretliğim? Kim anlatıverecek gari onun hikayelerini bana?”</p>
<p>Tüfek takırtısı bir  ses bölüverdi suskunluğunu.  Görmeden bilivermiş gibi yüreği hop etti.</p>
<p>….</p>
<p>On beşinde vardı, yoktu. Hocaların  Basri ağılı basıp da davarları yağmalamaya yeltendiğinde, Basri’nin karnını saçmayla doldurduğunda.</p>
<p>Susardı, kendi halindeydi ya kimse ihtimal vermemişti böyle bir iş yapacağına.</p>
<p>Basri yerde kıvranırken o, omzuna tüfeğini, fişekliğini asmış, arkasına bile bakmadan dönüp gitmişti.</p>
<p>….</p>
<p>-          Sana ne oluyor gı?</p>
<p>-          Ne olmuş ki bana?</p>
<p>-          Gene daldın gettin?</p>
<p>-          Ha? Bilmiyom… Dalmış mıyım?</p>
<p>-          Hem de ne dalmak… Ben biliyom senin aklının nerede olduğunu…</p>
<p>-          Ne deyon sen be?</p>
<p>-          Senin aklın Dirmil yanda…</p>
<p>-          Ne deyon sen be?!</p>
<p>-          Gızım… Senin aklın Mustafa’dan yanda…</p>
<p>-          Sus! Bi çakıcen bak şimdi, töbossun! Ne deyor ya! Deli min  gızım sen?</p>
<p>-          Deyolar kı Dirmil yanda Finikeden birini vurmuş. Eşkıyaymış herif. Altı tane de admı varmış yanında ya nafile. Seninkisi canavar gibi dönüvemiş etraflarında bunların. Dediklerine göre son adamı da ölünce bu Finikeli yalvarası olmuş…</p>
<p>O sırada Ümmü’nin gözünde bir yayla canlanıyordu. Bir elinde mavzeri, burma bıyıklı bir genç adam uçurumlara kanat germiş ovaları süzüyordu. Muhtemelen adamın içine  yaylaların bütün nefesi doluyordu,  çamların, mazıların kokusu doluyordu.  Adam gözlerini kapatıyor, kokuyu içine çekiyordu.  Erkek göğsü gurbete karşı, kalleşliğe karşı gerneşiyordu. Ümmü bir an… Başını o göğse dayamayı, o göğsün içinde çırpınan kalbin sesini işitmeyi hayal etti. Elleri yanmış gibi  ellerini suya soktu. Sonra soğuk suyu yüzüne çarptı.</p>
<p>-          Sen beni dinliyon mu gı?</p>
<p>-          Ha? Dinliyom, dinliyom…</p>
<p>-          Biliyom ben senin nasıl dinlediğini. Ah bacım, ahretliğim… “Yakışıyor mu?” deyecen, demeyom. Gönlün yaraşığı sevdiğidir,i ben biliyom, bilme min? Emme… O bura döner mi  bacım gari? Dönse ne etçen? Seni evericekler.</p>
<p>Ümmü bunu işittiğinde yekiniverdi, arkadaşı kolundan tuttu.</p>
<p>-          Gitme anam.. Dur.. Biliyom.. Biliyom ya n’etçen? Sen de mavzeri guşanıp yanına mı varıvecen?</p>
<p>-          Yaparım, yemin ossun!</p>
<p>Gözlerinde  bir kurt öfkesi çakmıştı ki bakabilene aşk olsun… Arkadaşı, Ümmü’nün yüzünü okşadı.</p>
<p>-          Çocukken sen kızdın mıydı ben senin yüzünü okşardım, sarmaşıverirdim, hatırlıyon mu?</p>
<p>Ümmü başını öne eğdi:</p>
<p>-          Hatırlıyom, Hatçe’m, hatırlamam mı?</p>
<p>-          -Hah! Sen o zaman nasıl duruverirdin, onu da hatırlıyon mu?</p>
<p>-          Hatırlıyom, Hatçe’m, hatırlıyom bacım…</p>
<p>-          Etme guzum… Ben biliyon senin yaranı ya, etme sen… Hangımız öyle sevdiğimize varıvemişiz desen gubarıp durusun böyle? Allah bizi bacı etmiş, ahretlik etmiş birbrimize.. Niye etmiş? Gönlümüzün sızısını paylaşalım deye. Ellerin bilmediğini bilelim de muhannete rüsva olmayalım deye…</p>
<p>-          Hatçe… Ben başkasını sevemen gari!</p>
<p>-          Sevmecen, ben de bilip dururum ya deli gız! Bilme min? Sevmecen amma n’etçen başka bir herifin goynuna girecen!</p>
<p>-          Girmecem!</p>
<p>-          A guzum!</p>
<p>Gene yüzünü tuttu Ümmü’nün. Alnını alnına dayadı. Ümmü’nün içindeki yalnızlık, çaresizlik erir gibi oldu.</p>
<p>-          A gınalı guzum! Garı dediğin analık etmeli. Çor çoucuk olcek ki bu ova bu yurt şenlensin de mi?</p>
<p>-          İstemeyon ben öyle şenliği!</p>
<p>-          Öyle deme! Boynuna bir sarmaşıvediler mi, her şeycikleri unutursun bak!</p>
<p>-          Neyi unutçen, Hatça’m neyi unutçen ben?</p>
<p>-          Unutmazsın biliyom ya… Her yıl bi şeyler anladıveriyolar işitiyon mu ?</p>
<p>-          İşitsem n’olcek Hatça?</p>
<p>Ümmü ahretliğinin boynuna sarılverdi, çocukluğundaki gibi.. Yüzünü Hatice’nin yazmasına gömdü, ağladı.</p>
<p>-          Ağla guzum, ağla… Böyle olcek gari… Sen merak etme… Ben işittikçe gelip anlatçen sana onun kikayesini. Her yıl anlatıcen. Hangi dağda hangi  cavırın dölünü yere sermiş, hangi   canavarın garnını deşmiş, bir bir anlatıcen.</p>
<p>Bu sefer, Ümmü tuttu, Hatice’nin yüzünü, alnını alnına dayadı. Göz yaşları dinmemişken gülerek:</p>
<p>-          Anlatırsın demi Hatça’m?</p>
<p>-          Anlatma mın gı! Anlatırım elbet!</p>
<p>Bir kere daha sarıldılar birbirlerine, çocukluklarının son çoşkusuyla.</p>
<p>….</p>
<p>Avuçlarının içindeki soğuk eli bırakmadı.</p>
<p>“ Teyzem, teyzem, diye başıma dönüveyolar  çocuklar Hatça’m.  Guzularım, sarmaşıveyolar boynuma, biliyon mu? Bilme min gı? Hepsi elime doğmadılar mı? Bizim  sıpalar da yanıp durular, sen olmasan nerden biliverilerdi gı sevmeyi filen? Bak nasıl  civildeşip duru torunlar, işidiyon mu? Ne bilsinler ölümü filen? Gelip bakıyolar, ecik korkup  gaçıveyolar, bahçaya inince de unuduveyolar.</p>
<p>Sen hakkat doğru demişsin bacım… Çor çocuk olmalıymış bu yurtta. Bak nasıl güvencim geliyor senin oğlanları görünce. Benim hayırsızları n’etçen? Babalarına çektiler. Aman iyi olsunlar, kendilerine.</p>
<p>Emme bacım. Ah güzel bacım, ah ahretliğim… Sen yoksun ya şincik. Kim anladıverecek bana o hikayeleri? Kim anlecek yüreğimin sızısını?  İçim arı oğlu gibi uğuldarken kim gelip ferahlatçek içimi?</p>
<p>Biliyon mu? Ben biliyordum sen onları uyduruverirsin… Ben öyle deyordum gendi gendime. Kim bilir hangırıya yerleşmiştir, gaç çocuğu olmuştur deye… Emme sen.. Sen her yıl anladıvedin onun hikayelerini. Sen heç  vazcaymadın gı! Sanki… Önce gülüşüp duruduk hatırlıyon mu? Edepsizlikti ya bize göre.. Sanki öyle girivermiş gibi gelirdi yanımıza. Sanki elimden tutuverecekmiş de kaçırıverecek gibi… Ne utanırdım sen anlatırken, biliyon mu? Bilme mim? Bilirsin elbet… Sonradan sonraya.. O da yaşlandı de mi? Amma.. Sen.. Ah bacım! Gınalı guzum1 heç halel getirmedin onun yiğitliğine. Kurdu, itlerin maskarası etmedin heç! Sen ne mübarek kadındın Hatça’m, ahretliğim! Kırk yıl anlattın bana ya…   Gene de beni inandırdın. Ben ki hep onun yanı sıra savruldum. Sen anlattıkça ısırganlar daladı bacaklarımı, ellerimi. Sen anlattık sıra pıtraklar doldu saçlarıma, aldırmadım. Sen anlattık sıra  ben onunla yaralandım. Baş eğmez, bükülmez yatağan gibi çakıverdiğini bilip durdum. Kendi kendime dedim ki… “Bir sevdiği var ısa o ben olmalıyım!”… Sen anlardın ta çocukluktan be guzum! Bilirdin ya ben ona nasıl bakardım. O bir kere güldüydü ya benden yana bakıp! Ben o vakıt bildim ki odur benim  yazım…  Kendi gelmedi emme. Sen getirdin onu bacım… Hay yattığın yerde rahat uyuyasın! Rahmetlere batasın! Benim sevdamı, sırrımı ele vermeden taşıdın, seni de melâike, sırtında cennete taşısın!</p>
<p> Bitti mi gari o hikayeler? Benim de mi sıram geldi, diyon?</p>
<p>O sırada avludaki âni sessizlik buz gibi döküldü başından aşağıya. Rüzgâr bile yana çekildi. Kapı başını eğip gıcırdadı. Sanki… Cümlenin ruhunun arasına gömgök bir kurt daldı…  Herkes, saçlarına, burma bıyıklarına kar düşmüş, ardıç serliğinde  bir adama bakıp bir müddet yerine çakıldı.</p>
<p>Görmeden bilivermenin ürpertisiyle, o soğuk eli bir kere daha öptü.</p>
<p>Yüzünde kırk birinci hikayesini anlatmış gibi bir tebessümle yatan ahretliğine son bir kara bakıp gençliğin söğüt dalı asiliğiyle yekindi, kalktı. Açık pencereden aşağı baktı.</p>
<p>Bakışları, hikâyelerini ardı sıra sürükleyip gelmiş bir kurdun bakışlarıyla çakıştı.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/240/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=240&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/25/kirk-birinci-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-25-2009-14-28.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Scanned at 11-25-2009 14-28</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yusuf Çavuş Bekler  Durur Bu Yanda</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/23/yusuf-cavus-bekler-durur-bu-yanda/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/23/yusuf-cavus-bekler-durur-bu-yanda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 17:50:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[Yaz ortası kuru sıcak vurmuştu yaylayı… Ardıçın dibinde çöküverip kaldı Yusuf Çavuş. Eşeler Dağı’nın moru solmuş gibiydi nedense. “Kahpa ömür sen solmadın mı len?” Hatırladıkça kalbi sıkışıyordu. Kalbi sıkıştıkça utanıyordu. Kurttan, kuştan, yalınkılıç ardıçtan utanıyordu. Darlanıyordu da ses vermiyordu kayalar. “N’etçen len bu yaştan kelli?” Güneş de vazgeçmişti de o geçmemişti inadından… Yel bile serinletmiyordu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=235&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/untitled-1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-236" title="Untitled-1" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/untitled-1.jpg?w=510&#038;h=694" alt="" width="510" height="694" /></a></p>
<p>Yaz ortası kuru sıcak vurmuştu yaylayı…</p>
<p>Ardıçın dibinde çöküverip kaldı Yusuf Çavuş. Eşeler Dağı’nın moru solmuş gibiydi nedense. “Kahpa ömür sen solmadın mı len?”</p>
<p>Hatırladıkça kalbi sıkışıyordu. Kalbi sıkıştıkça utanıyordu. Kurttan, kuştan, yalınkılıç ardıçtan utanıyordu.</p>
<p>Darlanıyordu da ses vermiyordu kayalar. “N’etçen len bu yaştan kelli?”</p>
<p>Güneş de vazgeçmişti de o geçmemişti inadından…</p>
<p>Yel bile serinletmiyordu bağrını… Gönlünün kıyıcığında kalkıp gidivermek arzusu kıpırdanıp duruyordu ya?</p>
<p>“Galk yörü!  Galk gari! Durmayınan olmaz!”  Yekindi, kalktı.</p>
<p>Köye varıncaya kadar ufukta akşamın yorgunluğu mor çizgilerle belirdi. Sonra bir tez canlı, alaca kanatlı ezan kanatlandı minareden… Bezgin adımlarla camiye ilerleyen  yaşıtlarının yanından  dimdik yürüyüp gitti… Canları bedenlerine yük olmuş adamların kınayan bakışları, dermansız pıtraklar gibi yapıştı paçalarına ancak…</p>
<p>Bir dönüşün eli sıktı haylazca bu sefer yüreğini, aldırmadı. Gülümsedi.</p>
<p>….</p>
<p>Öğle üzeri ışıkları, taptaze bir şımarıklıkla camlardan odaya doluyor, beyaz badanalardan sekip odayı  şenlendiriyordu.</p>
<p>-          Ben bilmeyon gari Elif…</p>
<p>-          …</p>
<p>-          Desene sen de bi şey gı!</p>
<p>-          ….</p>
<p>-          Yemin olsun, evvelden de böyleydin sen… Gızıcek çocuklar biliyom ben… Ama ne diyen? Gınayacak çocuklar, biliyon ben… Gızarlarsa gızsınlar be!</p>
<p>-          ….</p>
<p>Elif ellerini, nasırlı, çatlamış, gençliği yaylâ rüzgârında eprimiş ellerini birbirine sardı. Sanki açıverse ellerini yüreğinin bütün sırları uçuverecekmiş gibi yumdu avuçlarını.</p>
<p>-          Ne edelim Elif? Sen de gari! Sen de, ne edelim bu yaştan sonra, iki dul? Bu yaştan sonra?&#8230;</p>
<p>O vakit Elif başını kaldırdı. Başını umulmadık bir bayrak gibi  kaldırdı, başını bir doru kısrak gibi kaldırdı. Gözlerinde,  bir yalın demir şavkı parladı… Söndüyse de Yusuf Çavuş’un yüreğine de od düşürdü.</p>
<p>-          Demek bu yaştan sonra Yusuf Çavış? Varıversen sene garı mı yok da? N’etçen ben gibi elin dulunu? Bu yaştan sonra de mi, bu yaştan sonra…</p>
<p>-          ….</p>
<p>Yusuf Çavuş ki içinin yarası ile yaralı yüzünü eğdi. Sustu. Elif konuşmadı, gözlerini de ayırmadı üzerinden Yusuf Çavuş’un…</p>
<p>“ Deli adam! Hep deliydin ya sen! Aklın sıra bakmazdın benden yana… Bilmiyom mu ben? Bilme min heç? Gadın gısmısı bilir, bilir elbet emme susar! Sen gedip de vardığında o sarı gıza… Şurama cız diye oturdu emme… Eğ şimdi böyle yüzünü, arın olsun…”</p>
<p>Yusuf Çavuş konuşacak oldu… Çekilmiş kama gibi sivri dili, kınında oturdu kaldı, çıkmadı, inat etti. “ Sus gari su! Ömründe bir kere sus! Bi dinle bakalım! Senin konuşmaya yüzün mü var?  Tamam… Harama  döndüğün olmamıştır da… Görmüyon mu nasıl bakar sana?  Bak hele bak! Atına, devesine, yemenisine, ocaktaki odununa bakar gibi bakar… Yani nasıl bakar?..”</p>
<p>Yusuf Çavuş, gözlerini yumdu… Bütün sözleri işitilecekmiş gibi gözlerini yumdu. Daha fazla düşünmemek için gözlerini yumdu. Ellerini de yumdu, gözleri sıra…</p>
<p>“ Ne olacaksa olsun be!”</p>
<p>Üstü yaradan bereden geçilmeyen başını kaldırıverdi. Gözlerini açtı, evinin kapılarını açar gibi.</p>
<p>O zaman gördü Elif’in gözlerini… Görmesi ile bir çığlık sökün etti ta kalbinden, eliyle ancak kapatabildi ağzını.</p>
<p>Elif güldü…</p>
<p>Yusuf çavuş sağa sola baktı… “ Ne ediyon oğlum sen? Ne ediyon! Akın başında mı len senin!?”</p>
<p>Elif bakışlarını çekmedi üzerinden. Dedeler’de su içer gibi baktı Yusuf Çavuş’un yüzüne… Sanki hiç görmemiş, bilmemiş gibi baktı, baktı… Çocuk Elif gibi baktı, kız Elif gibi baktı… gelin Elif gibi baktı ki ardıçlı  yamaçların pusu gibi bir pus vardı o bakışın içinde…</p>
<p>“ Ya deli adam! Ya deli Yörük! Ya deli oğlan! Ben sana.. Ah bilsen.. Ben sana nasıl bakarım?… Ben sana çeyiz sandığıma bakar gibi bakarım.. Elimin değmesiyle kararmış sandığıma bakar  gibi bakarım… Ne yapayım? Günah mıdır, bilmem gari ama…. Tüten ocağıma bakar gibi bakarım… Ben sana ocağımın isine bakar gibi bakarım. Ben sana, evimin saçağındaki kırlangıçlara bakar gibi bakarım. Onlar öyle gidiverir ya, göçer ya… Tutamazsın.. “Kal!” desen de kalmazlar, uçarlar… Nereye giderler onu da soramazsın. Umursamazlar, uçarlar. Bilirsin ki gönülleri uçmaktadır, bilirsin ki senden gayrı ocakları da  görürler, senin  sıvandan gayrı sıvalara da değerler… Gene de beklersin, beklersin, beklersin. N’etçen beklemesen? Sonra… Geliverirler.. “Neredeydiniz?” diye de soramazsın… Gelirler saçağının altına konarlar. Kovamazsın… Hasretin küllenir ama söndüremezsin. Yüreğinin şuracığında saklarsın, söyleyemezsin… İnsan niye sever bir kırlangıcı, bilemezsin…”</p>
<p>Yusuf  Çavuş gene yumdu gözlerini sıktı çenesini. İnsan ağlamamak için sıkar mı  çenesini?.</p>
<p>“ Bakma bana gı! Bakma öyle! Öyle bakılmaz gı! Ben senin neyinim de öyle bakıyon? Sahabım mısın? Sen öyle bakınca.. Elim ayağım kesiliyor, bakma  gari! Yemin olsun… Yemin olsun şimdi.. Boğazıma bıçağı çalsan, Ali Bey  gayasından aşağı atsan… Sesim çıkmaz, kılım kıpraşmaz… Ya deli gız! Ben senden utanırdım da bakamazdım, senden yana! Ya ben sana görünmek için gubarırdım… Gene de bakamazdım. Baksam yanacağım sanırdım. Baksam, yüzünde izi kalır da rüsva olacağız sanırdım… Ya ben niye gaçtım sanırdın? İyi ki sustun… İyi ki ağlamadın… Sen bilir misin kırlangıçlar nereye uçar? Onlar, kışa doğru her evin sevdasından kaçar. Aklıma nereden geldiyse kırlangıç? Ama öyle işte… Onlar  gider de sevdaları gitmez, hep içlerinde kalır. Sonra çıkıp geliverirler. “Neredeydiniz?” diye soramazsın, istesen de kovamazsın.”</p>
<p>Yekiniverdi, kalktı bir hışımla, sırtını döndü, kapıya yürüdü.</p>
<p>-          Ben gidiyom!</p>
<p>-           Sağlıcağınan git…</p>
<p>“Gel” diyemedi Elif… “ Şimdiye gadar dememişim, şimdiden sonra… Ben deyemem gel diye… İsterim de diyemem… Kırlangıca “gel” denmez.”</p>
<p>Yusuf Çavuş arkasını dönmeden seslendi.</p>
<p>-          Ben… Bağa gitçen…</p>
<p>-          Git…</p>
<p>Arkasını dönüverse, görecekti Elif’in sedefli bir sandıkta saklanmış, sararmış,oyalı tebessümünü. Arkasını dönüverse, gösterecekti gözlerinden sızan hüznünü. Belki fark etti  belki de etmedi, sesinin titrediğini…</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/235/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/235/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/235/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/235/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/235/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/235/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/235/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/235/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/235/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/235/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/235/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/235/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/235/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/235/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=235&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/23/yusuf-cavus-bekler-durur-bu-yanda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/untitled-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Untitled-1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Susmanın Son Yarısı</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/22/susmanin-son-yarisi/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/22/susmanin-son-yarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 20:36:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=232</guid>
		<description><![CDATA[Susmanın en yaslı günündeydiler… &#160; Dudakları perçinliydi… &#160; Ne   yalın bir yalnızlıktı ki yanı başlarındaki, odaya dağılmışlardı. &#160; Ne  erkek kadının dizlerini görüyordu, ne kadın erkeğin ellerini. &#160; Dizler ellere yabancılaşmıştı. &#160; Susmanın en paslı günündeydiler, bu sebepten dilleri acılaşmıştı. &#160; “Hani…” diyecek oldu kadın&#8230; Ürkek çocuklar gibi bazen… Bazen yaramaz çocuklar gibi sığınır hatıralar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=232&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-22-2009-22-29.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-233" title="Scanned at 11-22-2009 22-29" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-22-2009-22-29.jpg?w=510" alt=""   /></a>Susmanın en yaslı günündeydiler…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dudakları perçinliydi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne   yalın bir yalnızlıktı ki yanı başlarındaki, odaya dağılmışlardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne  erkek kadının dizlerini görüyordu, ne kadın erkeğin ellerini.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dizler ellere yabancılaşmıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Susmanın en paslı günündeydiler, bu sebepten dilleri acılaşmıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Hani…” diyecek oldu kadın&#8230; Ürkek çocuklar gibi bazen… Bazen yaramaz çocuklar gibi sığınır hatıralar bir “haninin” eteklerinin ardına…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O anda bütün “hanilerin” zembereği boşalmıştı. Artık zaman, ne erkeğin ellerini ne kadının beyaz dizlerini tutturabiliyordu bir haninin satırbaşına.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güneş rendelenerek batıyordu. Sanki onlardan yana bakamıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İkisi de odanın ışığını açmadı. Yüzlerdeki gölgeleri derinleşti ama yabancılıkları gizlenemedi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadın bir memesi alınmış, kesilip alınmış, alınıp da çöpe atılmış gibi elini sinesine kapattı. Artık utanıyordu erkeğin ellerinden.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Erkeğin gözleri yere kapaklandı. Ne diyeceklerdi kadının beyaz dizlerine şu andan sonra?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Onların hikâyesinde sözlerin sandığı boşalmıştı. Kelimeler kalp metelikler gibi ortalığa saçılmıştı. Kadın artık onlardan medet umamıyordu. Kelimelerinin  alıcısı değildi artık karşısındaki adam. Oysa… Önce kelimelerini sevmişti adamın…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadim bir aşkın yankısı gibi dinlemişti ondan kelimeleri… Oysa artık kelimelere inanmıyordu adam…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Susmanın en puslu günündeydiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kelimesizlik, aralarında katılaşmıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Adamın gözleri ne ser veriyordu ne sır. Adamın gözleri yere  saplanmış, bütün anlamları reddediyordu. Kadın elini sinesinden çekmiyordu. Utandığındandı belki.. Belki kalbini ısıtıyordu, donacağından korkarak…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Akşam, çamurlu bir morla boyuyordu tavanı…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hâlâ ışığı açmamışlardı. Karanlıkta yok olup gideceklerini sanıyorlardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadın gözlerini yumdu. Yorgun elini altındaki kalbinin yorulmasını dinledi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bekledi, bekledi.</p>
<p>Önce ikircikli ve ürkek topuk sesleri ve ardından düşen bir kapı dilinin tıkırtısıyla kendine geldi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/232/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=232&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/22/susmanin-son-yarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-22-2009-22-29.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Scanned at 11-22-2009 22-29</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Louise Jopling’le Bir Gece</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/22/louise-jopling%e2%80%99le-bir-gece/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/22/louise-jopling%e2%80%99le-bir-gece/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 02:17:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[Yağmur sanki iliklerine işlemişti… Ve bu bile başlı başına bir sondu onun hikâyesi için&#8230; …. Bacakları tutmuyordu, parmakları uyuşmuştu. Elindeki son pensi de iki saat önce harcamıştı ve karnı, müstakbel bir açlığın dürtmesiyle şimdiden gurulduyordu. Belki açlık belki soğuk ve belki hepsi birden üzerine çullanıyordu. İçinden ağlamak geliyordu. Göz kapaklarından nemli kırgınlık sızıyordu. Çınarlar yorgundu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=227&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/louise_jopling.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-226" title="Louise_Jopling" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/louise_jopling.jpg?w=510" alt=""   /></a><br />
Yağmur sanki iliklerine işlemişti… Ve bu bile başlı başına bir sondu onun hikâyesi için&#8230;<br />
….<br />
Bacakları tutmuyordu, parmakları uyuşmuştu. Elindeki son pensi de iki saat önce harcamıştı ve karnı, müstakbel bir açlığın dürtmesiyle şimdiden gurulduyordu.<br />
Belki açlık belki soğuk ve belki hepsi birden üzerine çullanıyordu.<br />
İçinden ağlamak geliyordu. Göz kapaklarından nemli kırgınlık sızıyordu.<br />
Çınarlar yorgundu ve Trafalgar’da sular durgundu. Sirenler, yunuslar ve Neptün, bomboş bakıyorlardı. Neptün hakkında hiç iyi şeyler düşünmüyordu. Meydandaki havuzlarda herhangi bir Neptün’ün oturup oturmadığını da bilmiyordu. Kalın bir cehalet zincirinin ağırlığını halka halka boynunda hissediyordu.<br />
Sırtı ve boynu ağrıyordu. Dudaklarını ısırmaya dahi gücü yetmiyordu.<br />
Eskiz defterinin sayfaları, kara parmak izleriyle doluydu ve o, defteri ancak bunların doldurabildiğini düşünüyordu. Sayfaları teker teker yırtıp savurmak istiyordu, hemen sonra yakıcı bir pişmanlığın yakın temasıyla irkilip vazgeçiyordu.<br />
İşin kötüsü meydanda, akan bir çeşme bile yoktu!<br />
Başını öne eğdi, ellerinin arasına aldı. Çünkü başını emanet edecek daha iyi bir yer bulamıyordu.<br />
Yapraklar, arkalarından yetişemediğimiz yıllar kadar tez sararmıştı ve caddeleri umursamazca örtüyordu.<br />
Kendini nasıl böyle yaşlı hissettiğine şaşıyordu.<br />
Sağ eliyle şakaklarını ovdu, uzayıp birbirine girmiş kaşlarını düzeltti.<br />
Gözlerini yumdu, sonra parmaklarıyla dudaklarına dokundu; utanan insanların ağızlarını kapamak istedikleri gibi… Veya… Dudaklarını parmaklarıyla görmek istediği için… Nedendir bilinmez ama öylece durdu, durdu…<br />
Sonra kendisi bile fark edemeden defterine uzandı. Defterin ucunu sağ dizine koydu diğer ucunu sol eliyle tuttu.<br />
Kendine geldiğine yerdeki yaprakları çiziyordu. Göz yoran, akılsızca bir dağınıklıkla giyinmiş, lekelenmiş sarılıkları, nemli yüzleriyle yapraklar, ararlındaki gölgeleriyle endişeli idi… Belki buna yorgun demek daha doğru olurdu. Belki kendi yüzünün bir aksini bulmayı ümit ediyordu, savrulmuş yaprakların arasında. Ne olursa olsun, kalemi, o savrukluğun gölgelerinin izini sürüyor ve ışıksızlığı kâğıda oyarak, deftere yeni sonbahar yaprakları döküyordu. Damarlarında neyin aktığını bilmiyordu, artık üşümüyor gibiydi. Ta kibir rüzgâr yaprakları önünden süpürünceye kadar&#8230; Bir daha, defterini parçalamak istedi. Defterini kenara koydu. Gözlerini kapattı ve ölmeye uyumak istedi. O anda ölüverse ve vücudu sonbahara yapraklarına dönüşüp rüzgârla savrulsa… Belki o zaman ruhunun göğsünde nihayetsiz bir serinlik hissedebilirdi.<br />
“Ölüm ağır bir uyku mudur? Keşke öyle olsa..”<br />
Başı öne düşmek üzereyken… Göz kapaklarının arasından sezdiği bir karaltıyla irkildi. Yanında beliriveren bir kadını fark edince yerinden sıçradı. Kadın mütebessim, güvenli ve samimiyetle konuştu. Sanki lüzumlu bütün protokolleri yüz yıl evvelden yerine getirmişler ve belki bir bahçe komşusuyla konuşur gibi konuştu. Gözlerini defterden ayırmadan:<br />
- İyi… gayet iyi… Gençlerin çalışma azmini hep sevmişimdir.<br />
Kadının yüzünden önce elbisesi, dikkatini çekti. Şehirde ancak bazı balolarda görülebilecek uzun ve siyah bir elbise giyiyordu. Yakasındaki beyaz fırfırlar, örttükleri sinenin beyazlığını daha da güzelleştiriyordu. Bir kırmızı yapma çiçek takmıştı sol yakasına. Belki gülünç bulmalıydı bunu ama bulamadı. Kadın gene gözünü defterden ayırmadan… kadın ellerini ancak o, defterine uzandığında fark edebildi.<br />
Parmaklarında çalışmanın nasırlı pembeliği ve bulutlu gökler altında yaşamanın solukluğu vardı. Parmakları güçlü ve becerikli görünüyordu, uzundular…<br />
Kadın, sayfaları özenle çeviriyordu ama eskizlere bakarken gözlerinden bir ihtirasın kıvılcımları fışkırıyordu.<br />
Elinde olmadan bir, iki adım geri çekildi. Önce, bunu kadından ürktüğü için yaptığını zannetti.<br />
Ama sonra… Sonra kadını bütünüyle görmek için yaptığını fark etti.<br />
Üst üste yutkundu, hem nefes alabilmek için hem de kadının gerçek olduğuna inanabilmek için…<br />
Çünkü kadının renkli gözleri ki öyle olmalıydılar onun emeğinin ve ilhamının üzerinde geziniyordu. Çünkü o gözler bir sevgiliye bakar gibi bakıyordu. Bir kadında bu ihtirası görmek hayatında ilk defa içini acımasızca yakıyordu.<br />
Kadının bakışları eskizlerinden ta içine uzanıyordu. Ve şimdi ona şöyle söylüyordu:”Anlıyorum…”<br />
Bu cümle kafasında belirdiğinde… Kafasında bir güneş gibi aniden belirdiğinde dizlerinin bağı çözüldü.<br />
Bundan utanmadı, utanmanın kapıları çoktan kırılmıştı. Kendini çırılçıplak hissediyordu ki kadının renkli gözleri, kadının içlerinde denizlerin yosunlarının mı çalkalandığını yoksa derin gölgeli ormanların yeşilinin mi salındığı anlaşılamayan renkli gözleri, üzerinde çakıldı, kaldı.<br />
- Sizin, değil mi? Elindeki eskiz defterini göstererek…<br />
Nefes almaya gücü ancak yeterken başını sallayarak evetledi.<br />
- Muhteşem! Genç beyefendi… Çok az sanatçıda rastladığım bir güç var desenlerinizde. Hayır! İltifat etmiyorum&#8230; İltifatı sevmem!<br />
Köşeli çenesindeki sertlik ve küçük ağzıyla zaten bunu ifade ediyordu. Gözleri, dikkatin ve ihtirasın parlama anlarında, büyüyüveren ve masalların dehşetine açılan pencereler gibi berrak ve iriydi.<br />
- Ama… Amalar bir yanı körelmiş kalleş bıçaklar gibidir… resimleriniz ümitsizliğin kamçısıyla lekelenmiş, neden?<br />
Sorusuna bir cevap beklemiyor gibiydi.<br />
- Dedim ya iltifatı sevmem! Ben bir demiryolcu çocuğuyum ve babam demir gibi bir adamdı. Öyle ki beş kardeşin her birini rayları, traversleri sever gibi severdi. O yüzden iltifatın şekilsiz ve değişken haline hiç ısınamadım. İnsan iki türlü öğrenir: ya ümitle mücadele ederek veya teslim olarak… Ama ikincisi daima insanı yok eder, inanın.<br />
O küçük, ilk bakışta asabî ve biraz da ürkütücü ağzı ilk defa bir tebessümle aydınlattı yüzünü.<br />
Renkli gözlerinde sığ suların yakamozları parıldadı ki onlar karanlık yaz gecelerinde ortaya çıkıveren sabırsız deniz perilerinin ışıklı ruhlarıdır.<br />
Yürüyüp bir kuğu gibi süzülerek ve elbisesinin siyahını kuzgunî bir vahşetle sürükleyerek yanına geldi, diz çöktü.<br />
Ellerini, nasırlı, beyaz ellerinin arasına aldı, okşadı. Sonra sağ eliyle yüzünü okşadı.<br />
- Ümitsizlik bir rüyadır, çocuğum… Bizi gerçek olduğuna inandırmaya çalışan bir rüya… Buna inan…Ellerimde tuttuğum ellerindir tek hakikat ve mütemadiyen onlarla yaratılan… Onun için silkin, ölürken bile kalk, gözlerini kapat, ruhunu aç, yaprakları işit ve uyan, uyan, uyan.<br />
….<br />
- Uyanın! Uyanın bayım!<br />
Bir galeri görevlisi onu kendine getirmeye çalışırken, onun istediği tek şey, görevlinin, köşedeki portreyle arasından çekilmesiydi.<br />
….<br />
Gördüğü rüyayı boş iyimserliklerin çöp kutusuna atmış ve çoktan unutmuştu, Millî Portre Galerisi’ne girdiğinde. Bir daha asla görülemeyecek bir güzelliğin izlerini ümitsizlikle silmek herhalde en akıllıca işti. Genellikle parasız oldukları için büyük galerileri sevdiğini söylerdi ama aslında resmin her zaman gönlünü teselli ettiğini bildiğinden o yağmurlu günde kapağı buraya atmıştı.<br />
Belki asla satamayacağı resimleri kaçıncı defadır sunmanın yorgunluğuyla girdiği galeride köşedeki bir kadın portresiyle karşılaştığında kendinden geçmişti. Kadın, küçük ağzında saklı bir tebessümle ve solgun beyaz yüzünün bütün asaletiyle, renkli gözlerini ona dikmişti sanki…</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/227/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/227/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/227/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/227/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/227/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/227/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/227/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/227/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/227/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/227/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/227/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/227/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/227/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/227/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=227&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/22/louise-jopling%e2%80%99le-bir-gece/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/louise_jopling.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Louise_Jopling</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nereye Böyle?</title>
		<link>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/13/nereye-boyle/</link>
		<comments>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/13/nereye-boyle/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 22:03:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fikirkalesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oykusiginagi.wordpress.com/?p=220</guid>
		<description><![CDATA[Nereye Böyle? -          Korkma madam, bir şey yok! …. &#160; -          Özgür bir ülkede yaşamak istiyor musun, istemiyor musun? -          Elbette istiyorum! -          Halkının güvenini kazanmak istiyor musun peki! -          Her şeyden çok! -          Güzel… Bu dava için kaçımızın öldüğünün bir önemi yok tamam mı? -          Tamam! -          Bunu yaparken emin olmanı istiyorum senden… -          [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=220&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-22-2009-12-49.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-229" title="Scanned at 11-22-2009 12-49" src="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-22-2009-12-49.jpg?w=510&#038;h=698" alt="" width="510" height="698" /></a></p>
<p>Nereye Böyle?</p>
<p>-          Korkma madam, bir şey yok!</p>
<p>….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-          Özgür bir ülkede yaşamak istiyor musun, istemiyor musun?</p>
<p>-          Elbette istiyorum!</p>
<p>-          Halkının güvenini kazanmak istiyor musun peki!</p>
<p>-          Her şeyden çok!</p>
<p>-          Güzel… Bu dava için kaçımızın öldüğünün bir önemi yok tamam mı?</p>
<p>-          Tamam!</p>
<p>-          Bunu yaparken emin olmanı istiyorum senden…</p>
<p>-          Eminim!</p>
<p>….</p>
<p>O gece tuhaf bir serinlik hissediyordu vücudunda… Kirli sakallarında bir zafer kımıltısı geziniyor gibiydi. Tükürür gibi telâffuz ettiği bütün “k” harflerini birer mermi haline getirmek istiyordu. Sonra kendine güvenerek dolaşan, bu toprakları kendilerinin sana  bütün o işgalcilerin kulaklarına sıkmak….</p>
<p>Biri sanki kulağına fısıldıyordu.. Önceleri ürküyordu bundan…</p>
<p>Gece çökünce, ışıklar sönünce… Odayı dolduran ekşi ter  ve ayak kokuları arasında kendini bir tür ilâh gibi hissediyordu. Esmer tükürükler tanrısıydı kendisi!</p>
<p>“ Önderliğin isteği bu doğrultuda!” Ve karşı konulamaz emirlerin ileticisi! Önderliğin  tartışmasız temsilcisi! Ve hayatların mutlak egemeni!</p>
<p>Üç gün sonra bir çocuğu “göreve” yolayacaktı… “Görev”… Ne karşı durulamaz bir kelimeydi!</p>
<p>Buna rağmen onu huzursuz eden şeyler oluyordu…</p>
<p>Gene fısıltılar geçiyordu kulağının dibinden… Neden artmıştı bu fısıltılar son zamanlarda?  Önce birilerine bahsetmek istedi.. Sonra, kalın kaşların altındaki  kıyıcı gölgelere saklanmış gözlerdeki tanıdık hırçınlığı görünce vazgeçti! Oysa o bakışlar şehirlerde ne çok işine yararlardı…</p>
<p>İşte şimdi, bakışlarının küçük elçisi, özgürlüğün ölüm dansına adım atacaktı üç gün sonra! Ve onu oraya gönderecek olan kendisiydi, bir başkası değil…</p>
<p>“ Güzel değil mi?”</p>
<p>-          Kim? Kim var orada? Kampa nasıl geldin! Kimsin! Parolayı söyle!</p>
<p>“Parola: Fırtına…”</p>
<p>-          Nasıl? Sen nasıl biliyorsun parolayı:?</p>
<p>“Ben çok şey bilirim..”</p>
<p>-          Bana bak! Nereye saklandınsa çık ortaya! Anam avradım olsun karnını deşerim!</p>
<p>“ Biliyorum, yaparsın… Pusuya düşürdüğün o askerlere yaptığın gibi değil mi?”</p>
<p>-          Lan sen kim oluyorsun? Onlar düşmandı lan!</p>
<p>“Bana anlatma, ben senin tarafındayım!”</p>
<p>-          Öyleyse yüzünü göster!</p>
<p>“Şimdilik görmesen daha iyi… Miden kaldıramayabilir…”</p>
<p>-          Ben kaç askerin karnını mermiyle doldurmuşum!</p>
<p>“ Biliyorum tatlım, sen bir kahramansın..”</p>
<p>-          O ne biçim konuşma lan?</p>
<p>“ Bir de lanlı lunlu konuşmasan çok iyi olacak! Üniversitede okurken böyle değildin sen? Dağlar mı ayılaştırıyor hepinizi?”</p>
<p>-          Çık lan ortaya çık!</p>
<p>“ Ya yakışıyor mu senin gibi bir başkana böyle korkmak?”</p>
<p>-          Kim korkuyor lan kim?</p>
<p>O sırada nöbetçilerden biri paldır küldür içeri daldı:</p>
<p>-          Başkanım bir sorun mu vardır?</p>
<p>-          Siktir git lan! Sorununa da sana da başlatma!</p>
<p>-          Hayır, bağırdınız da başkanım?</p>
<p>-          Lan hâlâ duruyor bak! Çık git lan! Çiık git!</p>
<p>-          Başüstüne başkanım</p>
<p>Kırmızı yanaklı gençten bir oğlandı. Yüzündeki gülünç kırgınlığı görünce gülesi geldi… “Bu salak oğlanlar.. Ulan aynı süt kuzularına benziyorlar.. Bıçağı gırtlağına dayansa biel anlamaz salaklar! “</p>
<p>“Hakikaten salaklar, değil mi?”</p>
<p>-          Sen? Sen hâlâ burada mısın lan? Gitmedin mi sen daha?</p>
<p>“ Hışş tatlım! Ben o salak oğlanlara benzemem.. Beni  öyle kovamazsın…”</p>
<p>-          İstediğimi kovarım, istediğimi boğarım lan!</p>
<p>“ Ya sen mankafa bir adammışsın be! Üniversitede böyle değildin sen..  Bu sığırlar mı  bozdu seni?”</p>
<p>-          Onlar benim yoldaşlarım lan!</p>
<p>“ Tatlım.. Bak bu güzel lâfları üç gün sonra “göreve” göndereceğin, hadi daha açık söyleyelim, bağırsaklarını etrafa saçmaya yollayacağın oğlana söyle…  Benim karnım bu lâflara tok! Şu anda altını ıslatmış vaziyette.. Utancından yerin dibine geçiyor, haberin var mı? Belki kaçar bile?”</p>
<p>-          Kimse kaçmaz buradan! Onlar işgalcilerin propagandaları!</p>
<p>“ Böyle ateşli konuşunca bayılıyorum sana!”</p>
<p>-          Git buradan! Seni…</p>
<p>“Çekinme söyle canım adımı… Bu arada.. Hani dün senin başkanla yanındaki kalantor herif geldiydi ya buraya…  Hani kaç torba nereye taşınacak falan derken ağzının suyu akıyordu ya… Hani ateşli ateşli “başüstüne” diyordun ya&#8230; Hani o kalantor herife kahve ikram ederken… Bayılıyorum senin şu yurtsever kimliğine! Herifin ayakkabılarını yalayacaksın sandım ha! Dese yapardın da  ya…”</p>
<p>-          O&#8230;</p>
<p>“Ne? O kimdi? Senin özgür ülkenin yaratıcılarından mı? Her gece bir kızın burnuna tozu tıkıp, âlem yapmıyor muydu o herif yahu? Daha geçen gün… Tövbe ! Geçen yıl, bir genç adam buldular bir pasajın tuvaletinde…  kolunda pis bir enjektör varmış, biliyor muydun?”</p>
<p>-          Sen ne anlarsın ölmekten, öldürmekten?</p>
<p>“Haklısın, anlamam… “</p>
<p>-          Halkımın özgürlük mücadelesinde…</p>
<p>“ Sıçtırtma lan özgürlük mücadelesine bilmem neye! Sen beni ne sanıyorsun? Donu sidikli, burnu sümüklü bebelere benzemem ben! Eline para sıkıştırıp da  milletin üzerine saldığınız sabilerden mi sandın lan sen beni? Burun kemiklerini eriterek mi barış sağlıyorsunuz? Yemin ederim senin burnuna o göbekli orospu çocuğunun malından öyle çok tıkarım ki beynin anında eriyip burnundan akar! Seni ayakkabı yalayıcı köpek dölü!  O altı sidikli oğlan üç gün sonra şehrin ortasında karnını etrafa saçarken sen ne yapacaksın? Nerede olacaksın? Kimin ayakkabısını yalayacaksın? Onun bunun köpeğinden başka bir şey değilsin!Yırtarım lan seni!”</p>
<p>Son cümleden sonra sesin sahibi saklandığı gölgelerden çıktı…</p>
<p>Az önce görüp de öldürmeye can attığı kişiyi görünce eli ayağı kesildi, gözleri karardı, titreyen parmağı eğik şarjörlü tüfeğin tetiğine asıldı…  Gözleri  iyi ce kararıp bayılmanda öne hissettiği son şey bacağında yayılan sıcak acı oldu…</p>
<p>…..</p>
<p>Bir patırtıyla yerinden sıçradı, kollarını başının üstünde birleştirdi.</p>
<p>-          Korkma, sadece kitap düştü…</p>
<p>“Korkma? Sadece kitap düştü? Hayır… Zamanlayıcıyı doğru ayarlaman gerek… Bana yalan söylüyorsunuz! Hepiniz yalan söylüyorsunuz! Belki karnında bir yırtılma hissedersin ama kısa sürer inan… Düğme kırmızı olmalı.. Elbette… Halkımızın özgürlüğü için! Katıksız demokrasi! Sınıfımız, halkımız… Sonra Ber… Neydi kızın adı? Neden hatırlayamıyorum? Neden Allah’ım! “Allahım” mı dedim? Sınıfsal bir  egmenlik simgesine mi?&#8230; Önce nişan almalısın! Hayır! Evet! Onlar  işgalciler! İşgalcileeer!”</p>
<p>-          Gene bağırıyor bu!</p>
<p>-          Durup durup coşuyor ya! Manyak mıdır nedir?</p>
<p>-          Hem manyak hem şerefsizin önde gideni…</p>
<p>-          Nasıl lan?</p>
<p>-          Bilmiyon mu sen bunun neler yaptığını?</p>
<p>-          Nereden bileyim lan?</p>
<p>-          Oğlum, neden bunu en derin dondurucuya koyuyoruz hiç bilmiyon mu?</p>
<p>-          Ne bileyim be oğlum? Diyon ya manyağın teki!</p>
<p>-          Bu yaralanmış işte , nasılsa artık, dağa bırakmışlar bunu.. Bizimkiler devriyede bulduklarında cızlamı çekmek üzereymiş…</p>
<p>-          Eee? Sen ne diye madam deyip duruyordun buna peki?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elindeki beyaz, dantelli şeyi göstererek:</p>
<p>-          Bundan, odasında ne çok var biliyor musun?</p>
<p>-          De get! Manyak! At lan şunu çöpe at! Elimi sürmem ben ona! Sapık mısın nesin?</p>
<p>-          Hahaha! Alışacan oğlum… Neler neler konuşur bu geceleri bir duysan.. Çay içen mi len? Gidip çay içek…</p>
<p>&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oykusiginagi.wordpress.com/220/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oykusiginagi.wordpress.com/220/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oykusiginagi.wordpress.com/220/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oykusiginagi.wordpress.com/220/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oykusiginagi.wordpress.com/220/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oykusiginagi.wordpress.com/220/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oykusiginagi.wordpress.com/220/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oykusiginagi.wordpress.com/220/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oykusiginagi.wordpress.com/220/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oykusiginagi.wordpress.com/220/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oykusiginagi.wordpress.com/220/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oykusiginagi.wordpress.com/220/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oykusiginagi.wordpress.com/220/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oykusiginagi.wordpress.com/220/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oykusiginagi.wordpress.com&amp;blog=5290562&amp;post=220&amp;subd=oykusiginagi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oykusiginagi.wordpress.com/2009/11/13/nereye-boyle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/058d190bcf708ad1a264e4f50dd36db4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">fikirkalesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oykusiginagi.files.wordpress.com/2009/11/scanned-at-11-22-2009-12-49.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Scanned at 11-22-2009 12-49</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
